Bir Blog’a Başlama Cesareti
Böyle bir blog’a başlamak her zaman istediğim şeydi. Ama hep korktum. Klasik ben ya başaramazsam ya insanlar benimle dalga geçerse ya şu ya bu….
Ama sonra fark ettim ki bu hayatta o kadar çok kayıp yaşadım ki, korkularım yersizdi. Önce kendimi mutlu etmeliydim. Sonra zaten çevreme bu mutluluğu yayabilirdim. İsteyen bundan faydalanır, istemeyen okumaz.
Bu Blogun Niyeti
Ben bu blogda kimseye bir şey öğretmeye çalışmayacağım ki. Kendi hayatımda daha doğal ve sürdürülebilir bir yaşama nasıl geçmeye çalıştığımı, böylece daha mutlu bir insana nasıl dönüştüğümü, bunun için attığım adımları ve bütün bu öğrendiklerimi insanlarla nasıl paylaşmaya çalıştığımı anlatacağım.
Ben bunları zaten yapmış ve denemiş olacağım. Kimse benim yaptıklarımın aynısı yapmak zorunda değil, ama isterlerse eğer kendilerine ve yaşantılarına uyan bir şekilde değiştirebilir ve uygulayabilirler.
Önemli olan benim de bu hayata geçerken ilham aldığım insanlar olduğu gibi belki bazı insanlara ilham verebilecek olmam. Aynı zaman da benim gibi insanlarla tanışıp bilgilerimizi paylaşabilmek de en büyük arzularımdan biri. Yorulduğumuz veya tıkandığımız zamanlarda birbirimize destek olup, ayağa kalkmamızı sağlamak birazda amacım.
Dünyayla Yüzleşme
Şimdi size hepimizin hiç de yabancı olmadığı bir şey söyleyeceğim. Dünyamız ölüyor. Biz hayat kavgasında debelenip dururken bunu düşünmek veya değiştirmek için adım atma şansı bulamadığımızı düşünüyoruz. Özellikle son yıllarda sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz maalesef.
Ben de uzunca bir süre böyle düşündüm. Elimden geldiğince ufak tefek değişiklikler yaptım hayatımda. Mesela pipet kullanımımı neredeyse bitirdim. Kahve içmek için kendi bardağımı evden götürdüm, çoğu alışverişim için naylon torba yerine kendi bez torbalarımı kullandın vs. Genelde herkesin her yerde söylediği şeyleri yapmaya çalıştım. Bunları yaparak uzunca bir süre içimi rahatlattım.
Anneliğin Dönüştürdüğü Bakış
Ama sonra 2017 yılının kasımında kızım dünyaya geldi. Her anne ve babanın yaşadığı o “kızım için her şeyi yaparım, gerekirse dünyaları yakarım” duygusu benim için zamanla “kızım için dünyaları kurtarırım”a evrildi.
Zaten dünyamızı yeterince öldürmüştük, neden daha fazla yakayım ki değil mi? Şaka bir yana kızıma normal yaşantımızda en iyiyi sunmaya çalışırken, aslında bu en iyi olayının bütün bir dünya ile ilgili olduğuna karar verdim.
Çünkü eğer ben ona ileride iyi bir dünya bırakamazsam, varsın yaşantısında en iyi eğitimleri aldırmış olayım, onu en sağlıklı şekilde yetiştirmiş olayım ne fark edecekti ki. O zaten ileri de yaşayacağı olumsuz durumlar yüzünden ben istemesem de mutsuz ve belki de sağlıksız olacaktı.
Arayış ve Sabır
Sonra dünyamız için gerçekten neler yapabileceğimi araştırmaya başladım. Karşıma çeşitli bilgiler çıktı. En güvenilir olduğunu düşündüğüm bilgileri seçmeye çalıştım. Bunları hayatıma/hayatımıza yavaş yavaş uygulamaya çalıştım. Hala da bunun için araştırmaya ve çabalamaya devam ediyorum.
Çünkü bu alışkanlıklarımızı değiştiren uzun ve zorlu bir süreç, bunun içi sabırlı olmak zorundayım.
Kaybolan Değerler
Sonra bozulan, yok olmaya başlayan şeylerin sadece doğal hayat olmadığını anladım. Bence ve birçok kişiye göre insanlığımızda bu durumdaydı.
Herkeste ve bende de bir eskiye özlem olduğunu fark ettim. Niyetim geçmiş zamanları romantikleştirmek değil asla. Çünkü hayatın zorlukları, kötü niyetli insanların varlığı her zaman bakiydi.
Ama yine de sanki insanlar birbirlerine daha fazla değer veriyordu. Ailemiz ve sevdiklerimiz dediğimiz insanların içinde bulunduğu insan topluluğunun sayısı daha fazlaydı. Umursama, komşuluk ve yardımlaşma daha ön plandaydı sanki.
Bekli de bu nedenle hayatın zorlukları benzer olsa da hayata karşı direnişlerimiz daha güçlüydü ve kolay kolay yıkılmazdık. Çünkü birbirine değer veren ve benzer değerlere sahip insanlar arasındaydık.
Büyük Şehirde de Mümkün
Bu arada ben İzmir’in merkezinde büyüdüm. Ama tatillerimi köyde geçiren bence şanslı kesimden biriydim. Bunları söylediğim zaman insanlar bana genelde daha ufak bir ilden veya ilçeden veya köyden gelmişim gibi bakıyorlar.
Ama ben onlara hep yanıldıklarını söylüyorum. Çünkü ben bütün bu yakınlığı, paylaşımı, mutluğu büyük şehirde yaşarken de tattım. Bu nedenle istersek yine aynı şeyleri yaşayabiliriz ve çocuklarımızın bu şekilde yetişmesini sağlayabiliriz.
Bugünün Şartlarında Eski Mutluluklar
Tabii biliyorum, günlük yaşantılarımızda birçok şey değişti. Teknolojinin ilerlemesiyle toplumlar değişti. Artık maalesef çeşitli nedenlerden ötürü mahallelerimiz de eskisi kadar güvenli değil.
Ama benim niyetimde, söylemimde eskiyi birebir yaşayalım değil. Mevcut şartlarımız altında eski mutluluklarımızı geri getirelim. Zamana, teknolojiye ve günümüz şartlarına uyum sağlayarak yapalım bunları.
İnsanlığımızı kurtardıkça dünyayı da daha kolay kurtarabileceğiz. İnsanlar önce birbirine değer vermeyi tekrar öğrenirse her şey tekrar anlam kazanacak ve sürdürülebilir yaşamlarımıza da daha hızlı adapte olacağız.
Haydi hep beraber deneyelim. Kendimiz için, çocuklarımız için ve bütün gelecek nesiller için.
Ne kaybederiz ki?
Bu yolculuğun benim hayatımda nasıl başladığını, hangi kayıplar ve fark edişlerle şekillendiğini merak ediyorsan, blog maceramın başlangıcını burada paylaştım.”
