Skip to content Skip to footer

Bir Tohumdan Ormana – Bölüm 2: Şehir, Hayaller ve Kopuş

Şehir, Hayaller ve Kopuş

Bazı geçişler vardır; takvimde bir tarihleri yoktur. Bir sabah uyanırsın ve fark edersin ki hayatın ritmi değişmiştir. Benim için şehir, tam olarak böyle bir geçişti. Ne ani ne de tamamen isteyerek… Ama geri dönülmezdi.

Çocukluğun sınırsızlığı yerini kurallara bıraktı. Günler saatlere bölündü. Saatler yapılacaklar listelerine. Hayat, yavaş yavaş dışarıdan yönetilen bir düzene dönüştü.

Şehirde her şey vardı ama bir şey eksikti. Toprak yoktu. Sessizlik yoktu. Gökyüzü daralmış gibiydi. İnsan kalabalığının ortasında, garip bir yalnızlık hissi büyüyordu.

Betonun Ortasında Toprak Özlemi

Şehir hayatı bana çok şey öğretti. Disiplini, sorumluluğu, ayakta kalmayı… Ama aynı zamanda şunu da öğretti: İnsan köklerinden uzaklaştığında, ne kadar başarılı görünürse görünsün, içten içe yoruluyor.

İçimde hep aynı hayal vardı. Bir çiftlik. Üreten bir ev. Toprağa dokunan bir yaşam. Bu hayal, zaman zaman çok netti; zaman zaman ise hayatın gürültüsü içinde silikleşiyordu. Ama hiçbir zaman tamamen kaybolmadı.

Beton duvarların arasında bile aklım toprağa giderdi. Bir avuç bahçesi olan bir ev, bir ağacın gölgesi, sabahları duyulan doğal sesler… Bunlar lüks değil, ihtiyaçtı benim için.

Şehirde Tutunmak

Bu dönemde hayallerimi tamamen bir kenara bırakmadım ama sürekli erteledim.

“Bir gün…” diye başlayan cümleler çoğaldı.

“Bir gün daha sakin bir hayat kurunca…”

“Bir gün şartlar uygun olunca…”

Şehir insanı buna çok kolay alıştırıyor. Hep daha sonra. Hep biraz daha sabır. Hep biraz daha dayanma.

Ama zaman geçtikçe şunu fark ettim: Beklemek, iyileştirmiyor. Sadece uyuşturuyor.

Kopuş Sessiz Gelir

Kopuş dediğim şey, büyük bir kriz ya da ani bir karar değildi. Daha çok içimde büyüyen bir yabancılık hissiydi. Kendime, hayatıma, hatta bazen hayallerime karşı.

Kalabalıklar içinde sık sık şunu düşünüyordum: “Ben buraya ait miyim?” Bu soru bir kere soruldu mu, artık susturulamıyor.

Hayallerin Şekil Değiştirmesi

Çocukken kurduğum hayaller çok netti. Büyüdükçe hayaller şekil değiştirdi ama yönünü hiç kaybetmedi. Yine üretmek istiyordum. Yine faydalı olmak. Yine yaşadığım yere ve insanlara katkı sağlamak.

Ama şehirde bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum. Toprak yoktu. Alan yoktu. Zaman yoktu.

Ya da ben öyle sanıyordum.

Eşik

Bu bölüm, hayatımın bir eşiğiydi. Ne tamamen kopmuştum ne de kök salabilmiştim. Bir ayağım şehirdeydi, bir ayağım hâlâ o çocukluk toprağında.

Ve hayat, beni bu ikilemin tam ortasında başka bir gerçekle tanıştırmaya hazırlanıyordu.

Devamı Var

Bu şehir hayatı, beni yalnızca yormadı. Aynı zamanda beni en kırılgan hâlimle yüzleştirecek bir kapıyı da araladı.

Bir Tohumdan Ormana – Bölüm 3: Annelik, Kayıp ve Uyanış

Eğer sen de şu anda bir şeylerin eksik olduğunu hissediyor ama adını koyamıyorsan, yalnız değilsin. Bu eşikten geçen çok kişi var.

Yorum Bırakın